1 Ekim 2011 Cumartesi

30 Eylül 2011 Cuma

İş

Çalışıyorum ben yaaau. evet dün aniden işe girdim. bildiğin girdim yani.
Garsonum ben yaau. ben bu işi 7 senedir yapıyorum, tabi oradakiler bilmiyor hakkımdaki bilgileri. sadece patron biliyor.
İş yerinden arkadaş sordu; "yeni misin burada" bende -evet dedim. Ama benden 2-3 ay önce girmiş çocuk "evet yeni. işi öğretiyoruz, eğitiyoruz" dedi. lan insan!! hakkımdaki bilgileri bilmeden nasıl böyle rahat konuşuyorsun.

neyse hazırlanayım. işe gitcem şimdi.

25 Eylül 2011 Pazar

The End.


bir sevgilim var. sevgili demeye bin şahit. çünkü onunda başka bir sevgilisi var:) onun sevgilisi 4-5 yıllık. benim sevgilimse 4-5 aylık. İçimde bir gram sevgi yok ona karşı. sadece gecelerimi yalnız geçirmek istemediğimden katlanıyorum bu duruma. bazen vicdanım el vermiyor sevgilisini benimle aldatmasına ama bana ne bu onun sorunu. Beni seviyor. hemde çok.
Arada bir geliyor yemeğimi yapıyor, odamı temizliyor zaman kaldıkça da kendi tabiriyle “beni yiyor”. bir görseniz morarmadık yerim kalmadı. hele dilime bir masaj yapıyor. sırf 2 defa bu mesaj sayesinde boşaldığım oldu. kulaklara girmiyorum bile, orasını da siz tahmin edin. neyse kalkıpta burada fantezilerimi anlatmıycam.
artık konuşmuyorum. çünkü beni kıskanıyor. tamam güzel bir şey ama abartıyor bazen. hatta çoğu zaman. bazen zarf atıyor. benden sonra hemen başkasını bulursun diyor. bende bulurum tabi diyorum. kızıyor. lan aptal karı senden sonra rahip mi olcam. tabi bulcam birini. sen varken de bulurum ne de olsa seninde bir sevgilin var. benim niye olmasın!!
Dün istanbula sevgilisinin yanına gitti. dün doğum günüymüş herifin. bugünde konsere gideceklermiş.  aman neyse ya. artık istemiyorum. bana göre olacaksa olur olmayacaksa yol belli. gider sevgilisini başkasıyla aldatır.
Aslında bende hoşnut değilim bu durumdan. ilk başlarsa biliyordum, yanıma geldiği zaman parmağındaki yüzüğü çıkarıyordu. sonraları öğrendim. huzursuz oldum ama yinede geri adım atmadım.
ve bu ilişkide bitti bu yazıda…
The End…

23 Eylül 2011 Cuma

şişşşş me!!

Şişme kadına tecavüz etmekten yargılanan adam, mal sahibi şikayetini geri alınca serbest kaldı. Duygularıyla oynanan şişme kadın, toplumda ezilmekten korktuğu için kendine toplu iğne batırarak intihar etti. Yapılan tüm yamama işlemlerine rağmen kurtarılamadı. cenazesi kadına şiddet yürüyüşünden sonra şişmekadın mezarlığında geri dönüşüme verilecektir. Yakınlarına sabır diliyoruz.

21 Eylül 2011 Çarşamba

canımcığıma

seversin sevmezsin, ağlarsın susarsın, durursun düşünürsün ve birşey bulamazsın.
beklemek zor gelir, kudurursun yerinde durmaktan. karnına ağrılar saplanır kusmaya çalışırsın.
işte o an bir hikaye uydurursun kendi kendine. nameler eklersin dilinin ucuna ve en melodik ezgilere sarılır uçarlar kulaklara.
rahatlarsın. içini boşaltmış olursun. kendi kendine terapi zamanıdır bence bu.
 canın sıkıldıkça yaz, canın sıkıldıkça karala. bakma şimdilik uzak yollara. o zaten yaklaşır yavaş yavaş... ama unutma uzaktaki yolu.
 an itibariyle geldimi sana şaşırırsın sonra. bu yüzden kimsenin bakmadığı yere bakarken herkesin baktığı yerden gözünü ayırma sakın...

29 Ağustos 2011 Pazartesi

güçlü olmak için birini sevmek gerekir.çünkü sevmek insana güç verir. birini sevincede kesin güçlü olacakta değilsin. yinede önemli olan birini sevmektir. ee sevmişkende sıradan birini sevmekte saçmalık olur.sevdiğin kişi erişilmez olacak tıpkı "O" gibi..
zaman hızla akıyor, dünya hızla değişiyor. kimi insanlar aynı kalıyor kimileri farklılaşıyor. ama sonunda hep iyiler ölüyor. düşünüyorsun düşünüyorsun bir sonuca varamayıp yoruluyorsun. artık düşünmüyorum. tek düşündüğüm satrançta bir sonraki hamlem.
Düşünmenin yerine daha güzel bir şey buldum. hayal kurmak. hayal gücümü zorlayıp bilinç altımla türlü türlü işler çeviriyorum. zamanımın büyük bir bölümünü seninle geçiriyorum. ve şimdide seninle gözlerimi kapatıyorum....

21 Ağustos 2011 Pazar

Kopsun artık kıyamet, sona ersin herşey...

Yine güneşim batışını sensiz izledim, yine iç çektim sensiz. Yine nefes aldım yine nefes verdim.
Bugün de daldım boşluğa. Düşünmek istediğim geleceği, ağlamak istedim. Ağlayamadım.
Derken bir yıldız kaydı gökyüzünden. Hemen bir dilek tuttum, içinde sen ve ben olan. Umut dolu, mutluluk dolu bir dilek.
An itibariyle yaşıyorum ama hala sensizim.
Hani tüm kalbimle isteyince dileklerim olacaktı. Hani yanımda hep sen olacaktın, bende kendimi daha özel daha güçlü hissedecektim.
Hani şarkılar söyleyecektin bana, güzelliğinle baştan çıkaracaktın beni.
Gözüm kulağım olacaktın, ruhum olacaktın. Hani dudaklarıma sıcakcık bir öpücük olacaktın.
Yalanmış tüm söylenenler. Bir yıldızın kaymasına kaldıysa sana kavuşmam, bin yıldız kaydı be güzelim hani neredesin?!

Ve artık güneş doğmasın tekrar. Yeni bir gün başlamasın sensiz.
Sarılamayacaksam sana doya doya, koklayamayacaksam kokunu, dursun bu dünya dönmesin.
Kopsun artık kıyamet, sona ersin herşey...

2 Ağustos 2011 Salı

Dedeme sormuştum "sen evlendikten 1 hafta sonra askere gittin ve 4 yıl geri gelmedin. nenemi özlediğinde ne yapıyordun" dedemde bana "onu özlediğimde elimdeki resmine, unutamadığım gülüşüne ve duvarda duran takvime bakardım" cevabını vermişti.
Şimdilerde aynı soruyu neneme soruyorum "dedem vefat edeli 2 yıl oluyor. onu özlediğinde ne yapıyorsun?" nenem de bana "duvardaki resmine ve elimdeki tesbihe bakarak kavuşmak için bol bol dua ediyorum" demişti... özlüyorum dedemle muhabbetimi:(

25 Temmuz 2011 Pazartesi

... sonra bi an durup düşündüm
kateddiğimiz yol çok uzun fakat bir o kadar da kısaymış.
hiç birşey eskisi gibi olmayacak biliyorum gerçi şu andaki durumumdan da şikayetçi değilim.
bazen soruyor "beni nasıl sevdin bu kadar" bence bunun bir önemi yok. önemli olan hala onu seviyor olmam.
su an yorgunlıktan bitmiş durumdayım. kalan son gücümle de fotolarına bakıyor iç geçiriyorum.
tanrım bana neler oluyor böyle:S yoksa bunların hepsi bilinç altımın oyunlarımı? gerçekte öyle biri yok mu?
rüya mı görüyorum.  yok yok değil. o bir gerçek, gerçektende var.
eğer olmasaydı hiçbirşey bu kadar mutluluk veremezdi bana.
eğer olmasaydı karnım doymaz, bacaklarım tutmaz, parmaklarım onu yazamazdı.


19 Temmuz 2011 Salı

Yağmur...  Hey tatlı bayan.
Arkadaşlığın için sağol:) Bu yerde en çok seninle güldüm, yalnızlığımı en ön seninle unuttum.
Sen benim ısıtıcımsın:) Turuncu Ufomsun:P
Senin hakkında yazacak o kadar çok şey varki hangisinden başlasam bilemiyorum.
Şuanda AKM'nin karşısındayım ve o kadar odaklanmışım ki sana önümden geçen kızları görmüyorum bile. Hele demin geçen ince uzun bacaklı hatunu bide ondan önceki  yavruyu:p
Önümden geçmek zorundalar mı  bunlar?
Neyse datlum sevdiceğimden arda kalanlarla da seni seviyorum.

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Geçenlerde farklılık yaparak düşüneyim dedim. ama ne düşüneceğime karar veremedim.
Uzun zamandır düşünmeyi bıraktığım için o kadar çok şey birikmişti ki düşünmem gereken korktum bir an.
Yinede düşünmeye kararlıydım. Gözlerimi kapadım ve aklıma ilk geleni düşünmeye başladım.
Evet yine sen gelmiştin aklıma. Yine yine yine yine....

Saçların, gözlerin, ağzın, burnun, dudakların, kaşların, kirpiklerin, kulakların.
Ön profilden görünebilecek her ayrıntın.
Tekrar tekrar aşık oluyorum sana.
Bak yine titremeye başladım, karnım yine ağrıyor. ruhum yerinden fırlıycakmış gibi.
Gel artık gel...

17 Temmuz 2011 Pazar

Duyabiliyor musun kuşların seslerini? Bir şey anlatmaya çalışıyorlar.
Sadece kulak ver ve dinle.

Hop Dedik

 



YASAKLANMALI HAYAL KURMALAR

NE GEREĞİ VAR Kİ.

HEM KİMİN HADDİNE DÜŞMÜŞ HAYAL KURMAK!!!

15 Temmuz 2011 Cuma

UYARI: BAŞKA ŞUBEMİZ YOKTUR!!!

Demin rastgele birşeyler kurcalarken bir blog a denk geldim.
Blog ismi "kimliksizadam.tumblr.com" . Daha önce görmemiştim, bilmiyordum.
kullandığım takma ismi bir başkasa DAHA ÖNCE'den kullanmaya başlamış.
Neden bilmiyorum ama bu konuda çok fazla üzülmedim. sadece şok oldum. kalakaldım. şuan sakinim:)
daha 5dk ya kadar önce "kimliksizadam" nickimi değiştirmeye karar vermiştim ki kıyamadım.
bir kaç yazısını okudum. kendi yaşadığı hayata küfür etmeyi seviyor anlaşılan:)
bense tam tersine küfür etmem. çünkü benim hayatım, sevdiğim minik kadın. onda yaşıyorum ondan habersiz.

eğer bir gün benim tesadüfen rastladığım gibi o da bana rastlarsa kusura bakma ben ne filmi izledim nede seni daha önce gördüm. birkaç saniyelik düşünme aşamasında karar verdim böyle bir takma ad kullanmayı.

küçük birşey daha. ben sonuna kadar kimliksizadam olarak kalmıycam. günün birinde "onu" bulursam "ona" kendimi kabul ettirirsem işte o zaman değiştiricem bu ismi.

14 Temmuz 2011 Perşembe

Hey sakin ol  be hava.
Nedir seni bu kadar hırçınlaştıran?
Sende mi aşık oldun hiç tanımadığın birine, seninde karnına ağrılar  sokuyor onu hiç görememe ihtimali?
Bence bırak bunları, düşünme hiç. Sana büyük gelen yatağında boş kalan yerleri onun resimleriyle doldur.
Her bir resmin arasına en güzel çiçekleri sepiştir, duvarları onun sevdiği renge boya. en önemlisi onu sevmenin keyfini çıkar benim gibi...


... Daha sonra güneş doğar. heyecan verici bir gün tekrar başlar.
Birkaç mesajlaşmadan sonra günün bir bölümünün planı değişti. E doğal olarak mesak sardı saçları beyaz genci. Acaba bir anda ne oldu da, değil sokağın bütün mahallenin gıpta ederek hayran kaldığı genç kız fikrini değiştirdi?
Cevap yok. O da bilmiyordu.
Aslında biliyordu da emin değildi söyleyemedi. Sustu.
Bu arada o genci garip bir his sardı. tarif edilmez bir şey.
Yok yok hayır! bu hissin üzüntüyle uzaktan yakından ilgisi yoktu.

Derken asıl kız evden çıktı. Sokak donmuştu. Sanki onun dışında hareket eden tek bir canlı yoktu.
Yavaş yavaş yürümeye başladı. Hafif Hafif esen rüzgar saçlarını yavaş yavaş sallandırıyordu.
Onu gören ağaçlar sallanmayı kesti, kuşlar ötmekten vazgeçti.
Ağır adımlarla trene binmek için istasyonun yolunu tuttu.
Gün boyu nelerle uğraştığı bilinmez ama onu gören herkesin kendi işini aksattığı kesin.
Kimi insancıklar onu tanımadan yorum yapar ya da laf atar veya tanıyanlar çekemedikleri için iftira atarlar ya da yanlış düşünürler...
Bu onu çok üzüyor. neden böyle oluyor acaba merak ediyor. cevap basitti; hayatta iyi olan güzel olan hep göz önünde olur. her ne kadar bu durumdan kaçmaya çalışsa bile. 100 kişiden 5 veya 7 si doğal olarak çekemez ve her yönden saldırmaya çalışır...

Tatlım seni çekemeyenler üzmeye çalışacaktır. Biliyorumki sen güçlü bir kızsın her şeyin üstesinden gelebilirsin.
Sakın ama sakın kendini küçümseme!! Senden
Şunu istiyorum. Her sabah yüzünü yıkarken kendine göz kırp ve "Allah kahretsin bugün yine çok güzelim" de:))

12 Temmuz 2011 Salı

Bazen



Bazen geleceğe kaygıyla bakıyorum.
Tabi bu bakışlar hep umutsuz olduğum zamanlarda oluyor.
Bazen de büyük bir aşkla bağlanıyorum hayata.
Zaman hızlı aksın, güneş hızla doğup batsın, kuşlar kanatlarını daha çabuk çırpsın ve hepimiz hızla nefes alıp verelim.
Taki o an gelene kadar.
Her şey yıllardır düşünü kurduğum hayat olana kadar.

11 Temmuz 2011 Pazartesi

"Sağlık olsun"

sabahtan beridir "sağlık olsun" deyip duruyorum. bu aralar hep ters giden bir şeyler var.
her sabah neşeyle kalkıyorum fakat yatarken hiçte öyle olmuyor. yalnız kaldığım zaman sürekli düşünüyorum.
geçmişi  bugünü  ve yarını. her bir şeyi düşünüyorum. bıktım düşünmekten ayrıca korkmaya da başladım.
son 1-2 haftada 4-5 arkadaşımla iletişimi kestim. konuşmuyorum artık. zaten aramız limoniydi. "böyle olması daha hayırlı"ymış. lan geri zekalı karı, hayırdan ne anlarsın ki sen o cümleyi kuruyorsun. neyse sakinim.

artık insanlardan çok çabuk vazgeçiyorum. silmek koymuyor. msn deki ve telefon rehberimdeki kişileri tereddüt etmeden silebiliyorum. bu bir sorun mu bilmiyorum fakat "böyle olması daha hayırlı" olabilir. bak yaa yine aklıma geldi mal karı.

bugün öz eleştiri yapmak istiyorum. kendimi yerin dibine sokmak rezil etmek istiyorum. hazırım, başlıyorum...
ben tam bir budalayım. çünkü insanlara gerektiğinden fazla değer veriyorum.
ben tam bir safım. çünkü söylenen sözleri yaşanan olayları hep iyiye yorarım.
ben tam bir geri zekalıyım. çünkü  yaptığım hataları hep tekrarlıyorum.
ben tam bir malım. çünkü anca mallar birini körkütük sevebilir. hemde karşılıksız.
.........................................................................................................................
........................................................................................................................
ben tam bir koyunum. çünkü çok çabuk ikna olur, çok çabuk affederim. nereye isterseniz güdebilirsiniz beni...
daha benim için bir sürü şey söylenebilir.  muhtemelen hepsi de doğru olur.

son olarak şunu söyleyeyim.  artık akıllandım.  ayık olun. ona göre davranın ona göre yaşayın.

9 Temmuz 2011 Cumartesi



bir dilim kek ve bir fincan bitki çayı. Böyle başladım dokuzu sabahına.
Bugün kendimi diğer günlerden daha farklı hissediyorum. Nedenini bilmiyorum. Bilmekte istemiyorum. Hiç bir şeyin keyfimi kaçırmasını da istemiyorum artık.
Kara kuru düşüncelerden de vazgeçtim bugün. Artık mantıklı düşüncem.
3-5 mesajlaştığım arkadaşım var. Dünden beri mesaj atmadım onlara. Anladım ki ben mesaj atmayınca onlarda atmıyor. hay hay. Hep ben atacak değilim ya. hele birisi var sorulardan nefret etmesine karşın yinede konuşmak istiyor. Ben  anlamadım ki arkadaş soru sormadan karşılıklı konuşma nasıl olur diye. neyseeee.
Bu gerekli gereksiz konularla günümü mahfetmek istemiyorum.
Çok garip ama dün geceden beri bir kuş ötüp duruyor. İlk başlarda sinir oldum. Gecenin bir vakti kafayı mı yemiş bu kuş yoksa eceline mi susamış. O ötmeye devam etti öttükçe beynimdeki saftirik düşüncelerden kurtulduğumu anladım. Tüm işe yaramaz benliğimi alıp yerine yeni bir ben koyuyordu. Bu değiş tokuş işlemini ben uyanmadan tamamlamış olmalı ki dokuzu sabahına umutla uyandım.

Geçmişteki hayallerimde yer alan arkadaşlar. Artık kendinize yeni bir hayal içinde yer arayın. Bir kaç hayalim dışında geçmiş hayallerimin hepsini çöpe bastım.  O bir kaç hayalimde beni buraya kadar getirmiş olanlar. Onların içinde sadece iki kişi yer aldı. biri ben diğeri de O.  Bugünden sonra kuracağım hayallerimin içinde de yer alacak.  Şuanda burada olsaydı bir dilim kekimi ve bir fincan çayımı onunla paylaşmıştım bile.

Bugün güzel bir gün. güneşli, rüzgarlı. bugün benim günüm yarınlara umutlu.

8 Temmuz 2011 Cuma

açılın bakim. bende kuyruktayım.

dönem içerisinde tembellik yaptığım için malum yaz okuluna kaldım:s  kendi kendime dedim ki. "eyy insan. sen bu dersleri dönem içinde de gördün. yaz okulunda hayli hayli yaparsın." dedim ama öle kaldı. o cümleyi kurarken  bu şehrin sıcaklarını ve okulun soğukluğunu hiç hesaplamamıştım. e ne oldu şimdi. derslere gidiyor muyum gidiyorum. ama ben bunu dönem içinde yapıyordum. önemli olan hep çalışmak. YAZIN SICAĞINDA MİLLET DENİZE PİKNİĞE GİDERKEN BEN BURADA NASIL ÇALIŞABİLİRİM. hem  Aşık olmuşum gözüm ders mi görür. tabiki görmez. anlayın beni hocalarım. anlayın bizi. ölmezsiniz yaa verin bol bol not kolayda soru sorun. şu yaşıma kadar hiç bir hocaya gidip de not felan dilenmedim. lakin bu yaz dilenmeyi düşünüyorum. 3 tane dersim var topu topu. bende yüzsüz olucam. millet dilenirken iyimi oluyordu. yok artık öylee. bundan sonra bende varım hocanın kapısını önündeki not isteme kuyruğunda.  ayık olun gençlerrr.



heyyyy sivrisineklerrr!!!  rahat bırakın beni. istemiyorum sizi.
yaklaşmayın bana valla kodum mu bokunuzu çıkartırım.
çok iğrençte sesiniz var bilesiniz. başımı ağrıtıyorsunuz. zaten yanıyorum kendi içimde bide sizinle uğraşamayayım. defolllllllllllllll.

7 Temmuz 2011 Perşembe

sevmiyorum

bu yaz herkes gibi eğlenemiyorum. nedeniyse yaz okulu. 3 tane dersten kaldım yaz okuluna. aman seneye hallederim de diyemiyorum. ne ortalama tutuyor nede öyle diyecek durumum. ben intibak öğrencisiyim. atılma tehlikem var. buda benim işime gelmiyor. atılmak kim ister ki okuduğu bölümden. neyse şuan dersteyim. normalde girmesi gereken hoca gelmiyor derse. onun yerine bir araştırma görevlisi anlatıyor. anlatabiliyorsa kimin anlattığı önemli değil açıkçası. ANLATAYMIYORRR:@
3 haftalık dersi bir saatte anlattı. bir zamanlar  "jet imam" diye bir şey vardı işte bizimde "jet hocamız" var. 70 kişilik sınıfın havasızlığı, iki taraftan vuran klima soğuğu da cabası. sevmiyorum ben bu okulu, sevmiyorum bu şehri. 


Bugünde dünümle uyandım. dünler hep sıkıcıdır... ama sen yokken yarını da düşünmek istemiyorum.
sanırım hiç olmayacaksın bende dünüme saplanıp kalıcam.

İnsanın hayallerinin olması ne kadar güzel bir şey.
Benimde hayallerim var benimde yarınlarım var.
Bende istiyorum yarınımı ve hayallerimi yaşamak.

sanırım hiç olmayacaksın bende dünüme saplanıp kalıcam.

Artık kimse sevmesin beni.
Hey siz yeter artık. Sahte gülüşlerinizle yok olun hayatımdan. Sahte ilginizi istemiyorum.
Kendimle baş başa kalmak istiyorum. yoruyorsunuz beni.
Bugünden sonra tek başıma uçmak istiyorum kendi gök yüzümde. Kanatlarımın farkına varmak istiyorum.
Onları ne kadar açabileceğimi görmek istiyorum. Çok şey istemiyorum.
Sadece beni yalnız bırakın kendi dünyamda.
Bir tek o olsun yanımda. şefkat göstermene, sevmene gerek yok.
Gülüşün sahte olabilir dokunmalarınsa yapmacık. Bunlar umurumda değil. Yanımda ol.
Sahte de olsa gözlerimin içine bak. İçime çekmek istiyorum baş döndürücü kokunu.
Yarınım için bir başlangıç ol.

sanırım hiç olmayacaksın bende dünüme saplanıp kalıcam...

6 Temmuz 2011 Çarşamba

yorumsuz

"Kocaman altın sarısı küpelerin vardı senin. İlk görüşte dikkat çekiyodun. Çok sakindin, güzeldin... Dışarıdan bakıldığında kusursuz görünüyodun. En ön sırada oturan minik bi kızdın önceleri benim için. Ben defterime alakasız şeyler karalarken sen kelimesi kelimesine not tutuyodun. Bana göre fazla düzenliydin. Sen hep örnek gösterilen, herkesin sevdiği, çevresinde olmak istediğiydin. Ben farkına bile varamadan benim o kocaman duvarlarımı aşıverdin.
Ama ne yazıkki çok kırdılar seni. Değerini bilemediler hiç. Sen hep iyiydin ama onlar çok kötüydüler. Nerden mi biliyorum. Ben en yakından izledim herşeyi. En yakının olmama izin vermiştin, beni seçmiştin çünkü... Hayatının en ön sırasındaki tek koltuk benimdi. Dostluğun ötesinde bi bağdı bizimkisi, kardeştik... Tüm farklılıklarımıza rağmen biz tektik.

Ben diğerleri gibi değildim, senin için hiç kötü düşünmedim. Asla kızmadım, kırılmadım sana. Hep dokunulmazlığın vardı benim için... Sen asla bana yanlış yapmazdın, yapamazdın. Seni kıran, inciten herkese savaş açtım. Sen çok değerliydin çünkü.
Gözümün içine bakınca sen anlardın nası olduğumu. Bütün günü yatakta geçirsemde dokunmazdın bana. En depresif gecelerimde o küçücük mutfakta sabaha kadar dinlerdin beni. Yazdıklarımı bi tek sen okurdun...
Derken aniden o giriverdi hayatımıza. Artık 2 kişi değildik. Aslında sen yine 2 kişiydin ama bi başkasıyla. Gösterdiği sahte sevgi kırıntıları paramparça olmuş kalbine iyi geliyodu... Anlıyodum. Beni yerden yere vurduğunda susuyodun. Çünkü bu sefer ait olmak için herşeyi yapardın.

Zamanla seçim yapman gerekti... Ben oynayamadım bu karışık kuyu kazma oyununu. Neysem o oldum. Yeri geldi kızdım, yeri geldi kriz geçirdim, ağladım, bağırdım... Her zamanki gibi yanımda olacağını sandım. Yalnız kalacağımı hiç düşünmedim. Ama doğru ya artık bana ihtiyacın kalmamıştı. O kazandı. Ben kaybettim. 
Aradığını bulmuştun zaten sen. Ya da böyle kandırıyodun kendini. Seni ezip geçmesine izin veriyodun. Tüm dünyandan kopardı seni, bunu da "aşk" diye süsledi. Giderken ardına bile bakmadın...
Bugün seni gördümde artık yüzüme dahi bakmıyosun. Ya da bakamıyosun bilmiyorum, seni eskisi kadar iyi tanımıyorum, ayırt edemiyorum. Sen onun olmak için terkettin kendine dair herşeyi, değiştin. Şimdi onunla olsan da yalnızsın görüyorum. Gözlerin eskisi gibi parlamıyor. Bi elinden tutsam sanki geri geleceksin. Ya da ben kendimi kandırıyorum işte. Umarım tüm bunlara değmiştir, umarım çok mutlusundur dostum..."




acıktım. yani acıkmıştım.
bir an durdum
gözlerimi yumdum
derin bir nefes aldım.
burnuma gelen ızgarada pişirilmiş sucuk ve köftelerin kokusu içime işlerken
pişirilirken ateşin üzerine akan suların çıkardığı sesler daha fazla acıktırıyordu beni.
rüzgar inadına inadına bütün bu güzelliklerin kokusunu yüklenmiş bana taşıyordu.

birden biri dürttü beni. gözlerimi açtım bütün o güzellikler yok oldu. bense oturduğum yerde karnımı tutuyor hayal kırıklığıyla kabullenmeye çalışıyordum. biliyordum ki dün yaptığım mantıdan başka bir şey yemeyecektim :S
kalktım ayağa mutfağa gittim. sucukları köfteleri hayal ederek mantıyı yemeye başladım. çok sıkıcıydı...

ne güzel anlatmışsın...

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun? 
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun? 
''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun? 
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun? 
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun? 
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun? 
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.
Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun? 
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun? 
Nereden bileceksin? 
Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi... Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken. Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda... Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.
Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni..
Ama sen hiç benimle olmadın ki...
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN...
Can YÜCEL
dün çok azcık formspringte konuşurmuş gibi olduk.  sesini duymak için neler vermezdim dedim. o da "o zaman ara. 0534 55* ** **" dedi. gerçekten onun numarası değildi. verse verirdi ama niye vermedi anlamadım.
bir süre sonra anonim biri her zamanki gibi mesaj attı  "053785***** benim numaram bu.. Arayabilirsin... Ama kim olduğunu söyle lütfen."  artık anonimlere güvenmiyorum. içimden bu numarayı aramak geçti. aramadım.  hem arasam bile ve numara doğru olsa bile kendisi vermedikten sonra neden arıyayım ki? her ne kadar konuşmak istesem de.



5 Temmuz 2011 Salı



hiçbir şey düzelmeden her şey düzelmiş gibi yaşamak nasıl da acı veriyor anlatamam.
aramızda sorunlar arada bir oldu ama hiç biri bu seferki kadar uzun sürmedi. ipler gerildi sadece kopmayı bekliyor. hoş bu halde bile o ip kopmaz ama kenardan birisi makaslarsa onu bilemem. neyse bu konuyu düşündükçe geriliyorum.
diğer yandan da o aşk beni rahatlatıyor. ametist taşına uzanmış gibi oluyorum.
yüzüne dokunmak istiyorum, saçlarını oynamak yanaklarını ısırmak istiyorum. (K)(K)(L)(L)

4 Temmuz 2011 Pazartesi

sen nasıl birşeysin ya!!


bu gün senin için söylensin tüm şarkılar senin için yazılsın en aşk kokan şiirler.
gök yüzü aydınlansın ışığınla senin için fırlatılsın havai fişekler.
bugün senin için bitsin ve yarın senin için başlasın...

metabolizmamı altüst eden bu minik kadın hayatıma girdikten sonra çok şey değişti.

heyyy seni sevmek çok hoşuma gidiyorrrr. ama sen nereden bileceksin ki daha beni tanımıyorsun resmimi bile görmedin. senden bunu beklemek haksızlık olur zaten.
yazdıklarımı abarttığımı düşünüyorsun.  boş ver düşünme bunları. sen abartılmayı, pohpohlanmayı sen şımartılmayı, mutlu olmayı  herşeyiii  hak ediyorsun be güzelimm...  üzme kendini üzmelerine de izin verme...

3 Temmuz 2011 Pazar

ohaaa

demin yüzümü yıkarken bir an aynada kendimle yüz yüze geldim.  korktum.
yanağımda kocaman bir sivilce çıkmış. zaten çirkin olan yüzümü biraz daha çirkinleştirmiş.
biraz acıyordu bu umurumda değildi. önemli olan sivilcenin büyüklüğüydü.

buda gelip geçecek  tabi zamanla. geçsin zaten  bir sivilceyle mi uğraşcam hep. hem ben aşık bir adamım gelemem böyle şeylere... yok ol gözüm görmesin seni... kaybolll

2 Temmuz 2011 Cumartesi


işte yorucu bir temizlik sonra öküz gibi uyumak buna denir herhalde.  ben uyurken hazırlanan muhteşem yemekleri yemesi de cabası:)))
ama bir sorun var :s BULAŞIKLAR! bulaşıklar bana kaldı.
Dışarı çıkıp farklı bir mekanda daha önce tatmadığım nargile kokteylinin keyfini çıkarmak ve üstünde dumanı tüten sıcak çikolatamı içerken bilgisayarımdan seni anlatan şarkının sesini sonuna kadar açıp millete dinletmek için önce bulaşıkları yıkamam lazım.

sesini duymak için neler vermezdim:((

günaydınn


heyyy teşekkürler gökyüzü. yağmur sesleriyle uyandırılmak çok güzel oldu :)  senin sayende zaman zaman özlediğim toprak kokusunu aldım tekrar, bunun içinde bir kere daha teşekkürler sana.   yine senin sayende açtım gözlerimi... bir daha ki yaz yağmurunda görüşmek üzere.

1 Temmuz 2011 Cuma

onlar umurumda değil artık...





Şuan çarşının göbeğinde bulunan bir kafedeyim. nereden baksan 75 hatunun bulunduğu bir kafe burası. 

Eskiden olsa sesli şekilde  "off çok yalnızım" der ve bir masaya iş atardım. sen beni işimden ettin be.
Sen aklımdayken yapamıyorum bunları, rüzgara yüklenmiş sexy kokularını alamıyorum
ve tahrik etmiyor yeni ağdalanmış bacakları kıpkırmızı dudakları.
eskiyi arıyor muyum? senden sora hayır! aramıyorum.

Bir nevin gayesiyle doğan tarif edilmez bu şey beni ben yapıyor, yavaş yavaş kimlik kazanıyorum sanki:) 
Evet şuanda tam bunları düşünüyorum. bu arada merak gerçekten güzel şeydir. bende merak ediyorum acaba bir gün karşılaşır mıyız. karşılaşırsak hangi şartlarda karşılaşırız. 

arıyorum hala seni ve bulduğum zaman tüm soru işaretleri  ya ünlem olacak ya nokta olacak ya da üç nokta...

şiiiitttttt bak bi!!

sen hiç kendini yalnız hissettiğin oldu mu? bir anlık yalnızlık değil en az 2 hafta.
ben hissettim. hemde 2 haftadan bile fazla.
uzun zamandır iyi bir kız arkadaşım vardı. sevgili felan değil normal arkadaşım işte.
En kötü anında veya anında  bir birimizin yanında olurduk. yediğimiz içtiğimiz bir kenara düşüncelerimiz bile ayrı olmazdı. içimizden bir ile bir milyon arasında bir sayı tuttuğumuzda bile yine aynı sayıları tutuyoruz. anlayacağınız o bendim ben de o.
Eee doğal olarak soracaksınız "peki niye kendini yalnız hissediyorsun?" diye. hemen anlatayım.

bu aralar yalnız bıraktı beni. en ihtiyacım olduğu zaman olmadı yanımda. ölüme itti yani.
sonra geldi konuşmaya çalıştı ama bu sadece bir alışkanlıktan ibaretti.
sustum konuşmadım. ne oldu diye sordu  anlattım. inkar etti hemen, zoruma gitti benimde.
kendisi de biliyor her şeyi. onu ne kadar tanıdığımı hangi hareketinden ne yapmaya çalıştığını...
hala kabullenmiş değil hatasını. özür bile dilemedi hala.  ve hala aynıyız  normal bir arkadaş gibi.
aslında ikimizde biliyoruz ki o bensiz bende onsuz yapamam. ikimizde biliyoruz ki bildiklerimizde aynı bilmediklerimiz de...
sadece inat ediyoruz.
onu kıskanıyorum, paylaşamıyorum :s
durun siz sormadan ben söyleyeyim. hayır aramızda herhangi bir duygusal bir şey olmadı.
şuanda hayretle ve merakla bekliyorum ne zaman düzelecek aramız.:s